* Gazipaşalılar Derneği


* İlçemiz Gazipaşa


* Sizlerden Gelenler


* Yararlı Linkler


Gazetelerin Baş Sayfaları
T.C.Kimlik No Sorgulama
Adres Kayıt Sistemi
Antalya Nöbetçi Eczaneleri
ÖSYM Sınav Sonuçları
Vergi No Sorgulama
Üniversiteler
Bakanlıklar
Emeklilik Hizmetleri
Hukuk ve Adalet
Mali Müşavirler Odası
Antalya Barosu


* Dost Siteler


Gönderen Konu: YUND YAYLASI  (Okunma sayısı 2375 defa)

Saffet ÇAĞLAR

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 158
    • Profili Görüntüle
YUND YAYLASI
« : Eylül 11, 2012, 08:11:00 am »
YUND YAYLASI

9 Eylül günü Yund Yaylasında idim.

Yund at demektir. Oğuzlar’ın Ala-Yundlu Boyundan kalmış bir yer adıdır Yund. Ala Yund, Ala At, Al-At anlamındadır. Manisa-Saruhan Sancağı sınırlarındaki Yund dağı da aynı anlamdadır. Ala-Yundlular Kütahya civarında daha çok yerleşmiş görünmektedirler. Yund Yaylası at yetiştirmeye elverişli büyük bir ovadır. Eskiden yaylaya çıkanlar deve ve atlarla çıkar, çıktıktan sonra da atlarını Söğüt Alanı, Çayır Yakası , Yastı Ketir, Küllin, İnce Çayır ve Cimbiti ovalarına salarlarmış. Atların sürüler halinde dolaşmasına öğrek denir. Öğrekler bu ovalarda özgürce yayılır, karnı doyanlar öğrek halinde yarışarak Yund Oluğuna suya koşarlarmış. Yayılımdaki atlar lazım olunca da sahibi tarafından tutularak eğerlenir ve yola çıkılırmış.
Yund Ovasının denizden yüksekliği 2100 m civarındadır.
Yund Yaylasının güney batı sınırını Örücü Oluk yaylası, Güneyini Cimbiti yaylası, Güney doğusunu Çağa tepesi, doğusunu Akeğrik, kuzeyini de Göksu nehri sınırlar.
Genel adı Yund Yaylası olan bu geniş yaylakta, İnceağrı Küçüklüler, Ekmelliler, Kıcıklılar, Kırahmetler, Güneyliler, Seyfeliler yaylarlar.
Hititler zamanında Tarhundaşşa denilen bu bölge, halen bu tarihi adı muhafaza etmekte, Küllin boğazına Tarhadaşlar denilmektedir. Hafızalarda kalan Tarhundaşşa adı zamanla anlam değiştirerek, üzerine tarhana serilen taşlar anlamını kazanmıştır. Doğru bilgi şu; Tarhundaşşa Hititler devrinde bu bölgenin hakimi Tarhun adındaki bölge valisinin adından gelir. Tarhun,Tarhan,Tarkan Türkçe’dir.
Bölgeye ilk yerleşen Gülnarlı Türkmen oymakları arasında CEMBEĞLİ oymağı, şimdiki Kıcık yaylasını yurt tutmuş ve adı o beğin emrindeki aşiretlerden kalmıştır. Cembeğli zamanla Cem-Bekli , Cembikli , Cimbiti şekline dönüşmüştür. Osmanlı belgelerinde Cembeğli olarak geçen yayla burasıdır. Cembeğlılerin Manavgat’ta öğrü vardır. Cimbiti eskiden büyük bir dokuma pazarı ve buna bağlı olarak da yaz okulları, medreselerin merkezi idi. Burada boyahaneler vardı. Cimbiti de halen, 500 yıl önceden kalma bir cami vardır ki, yaylanın batı yamacında bir büyük in içindedir.
Cimbitide bir su kaynağı vardır. Nohut ekip yetiştirirler. Hayvancılıkla uğraşanlar, Cimbiti haricindeki yaylaların tamamı Yund Oluğu’ndan faydalanırlar. Yund oluğunun kuzeyini 2240 m yüksekliğindeki Yüğlük tepesi kapatır. Bu bölgenin en yüksek dağı Yüğlük Tepesidir. Yüğlük Tepesinin doğu eteklerinde Şanşa Yaylası adı verilen yayla oluşturur. Suyu gayet kıttır ve bu yaylanın adını aldığı Taşlıca oluk diye bir küçük su kaynağından başka suyu yoktur.
Yüğlük dağı’nın kuzey yamaçlarında eskiden Güneyli Yurdu adı verilen, yerli ahali tarafından Söğütcük diye bilinen yurt yeri vardır. Söğütçük çok soğuk olması yüzünden zamanla terk edilmiş, Endişe Güneyliler Söğüt Alanı güneyindeki Yund boğazına, Şanşalı, Karamuğarlı, Orta Seyfeli ve Çatalçivlikliler ise Taşlıca Oluk’u yurt tutarak Söğütcük ıssız kalmıştır.
Şanşa yaylasında 2005’te gördüğüm yıkıntılar üzerinde yeni bir sahiplenme ve imar hareketi gördüm. Yeni ve modern yayla evleri yapılmış. Bunun yanında eski kümele ve manarlardan kalmış olan yıkıntılar da görülmeye devam ediyor. Taşlıca oluk suyunu bir depoda toplayarak Topaktaşa motorla basan köylüler, burada kurdukları dağıtım sistemi ile evlerinin önünde kısmen havarlık ve bahçeler kurmuşlar.
9 Eylül Pazar günü sabah namazından sonra Antalya’dan eşim Rabia Yıldız ve eniştem Zeki Demir ile birlikte Yund’a çıkmak üzere hareket ettik.
Bıçkıcı boğazı ve Sugözü yolunu kullanarak, Su Gözü Köyünde İbrahim Güzel’in evinde tesadüfi bir mola verdik.Orada kapama ve çay ikram ettiler. Teşekkür ederek ayrıldıktan sonra önce Belbaşı ve Maha’ya vardık. Okulların başlaması ve seraların elden geçirilme, ekim dikim işleri dolayısı ile yaylalarda pek az insan vardı. Yeni açılan Maha-Akçalı yolunu kullanarak Çayır yakası ve Yund oluğuna ulaştık. Yund Yaylasında da pek az insan kalmıştı. Oradan Elma Boğazı yolunu kullanarak Şanşa yaylasına geçtik. Şanşa Yaylasında Hasan Onbaşı İbrahim, Seyfeli Halci Hacı Halil Şahiner ve Erkek Durmuş’tan başka , Kara Mümüne Abam, Nihal Aksoy,Sarı Fatma Abam ve Deveci Duran’ın forantasını ziyaret ettik. Çorçil yayladan göçmüş. Hamdi Hocayı da göremedik. Anlaşılan o ki, ben biraz geç kalmışım.
Daha sonra değinmek istediğim, ancak şimdi araya sıkıştırmak zorunda olduğum bir şey var. Geçtiğimiz yollar çok bozuk ve bakımsız. Hele Sugözü Grup yolu oldukça kötü durumda.

Yaylalarımıza sahip çıkan köylülerimizi saygı ile selamlıyorum.

Ali YILDIZ



« Son Düzenleme: Eylül 11, 2012, 02:45:09 pm Gönderen: Saffet ÇAĞLAR »

 


* Gazipaşa Sohbet

Yenile Geçmiş
  • Henüz hiç ileti yok!